|
Bu sayfa Bitki Besleme Uzmanı Ziraat Yüksek Mühendisi Erdinç UYSAL ın katkılarıyla hazırlanmıştır
Asma değişik verimliliğe sahip topraklarda yetiştirilebilir. Diğer bahçe bitkileriyle kıyaslandığında çoğu besin elementlerini göreceli olarak daha az miktarda alır. Eğer toprağın derinliği, tekstürü ve su içeriği uygun ise çoğu bahçe bitkilerinden daha iyi yetişir ve getirisi daha fazladır. Ayrıca besin elementleri ve su gereksiniminin yeterince karşılandığı verimli topraklarda gelişme, verim ve ürün niteliği yönünden asma iyi bir performans gösterir.
Tın ve kumlu tın bünyeye sahip, biraz çakıllı ve orta düzeyde kireçli pH sı 6.5-8.0 olan topraklar uygun bağ toprakları olarak kabul edilmektedir. Ağır killi veya alt katmanları geçirimsiz yüzlek topraklar, zayıf drenaj ve yetersiz havalanma özellikleri nedeniyle, bağcılık için uygun olmayan topraklardır. Bağ topraklarının organik madde içeriğinin yeterli olması ve korunması, uygun toprak yapısının devamlılığı açısından önem taşımaktadır.
Kuvvetli bir kök sistemine sahip olan asmalarda kökler, toprak yapısı uygun olduğunda oldukça derinlere inebilmektedir. Bu nedenle, 15-30 cm veya daha derin bir yüzey toprağı ile birlikte, genel olarak derin topraklar üzerinde kurulan bağlarda asmalar daha kuvvetli gelişmektedir.
Toprakta suda eriyebilir tuz konsantrasyonunun yükselmesinin sonucu olan tuzluluk su ve besin maddesi alımını kısıtlayarak büyüme ve gelişmeyi sınırlandırır hatta toksik etki yaparak kurumalara neden olur.
Asma tür ve çeşitlerinin tepkileri farklı olmakla birlikte, genel olarak asmaların toprak tuzluluğuna orta düzeyde hassas oldukları kabul edilmektedir. Vitis vinifera L. NaCl tuzluluğuna Amerikan türlerine göre daha iyi tolerans göstermektedir.
Bağlarda Gübrelemenin Prensipleri:
Bağlarda diğer gerekli kültürel işlemlerle birlikte gerçekleştirilecek etkili ve dengeli bir gübreleme; hem toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik yapısını iyileştirmekte; hem de asmaların her yıl gelişme ve ürün için kullanmak üzere topraktan kaldırdığı bitki besin maddelerini toprağa yeniden kazandırmaktadır
Bağlarda uygun ve dengeli bir gübreleme yapılabilmesi için öncelikle bağ toprağının verimlilik düzeyinin ve nem içeriğinin bilinmesi gerekir. Özelikle sulama yapılamayan ve fazla yağış almayan bağ bölgelerinde, su etmeni daha da fazla önem taşımaktadır.
Bağlarda Organik Gübreleme
Organik maddelerin parçalanması sonucu oluşan humus; iyi bir kolloid olarak toprağın katyon değişimi ve su tutma kapasitesi ile toprak sıcaklığını artırmasının yanısıra, toprağa iyi bir fiziksel yapı kazandırarak, özellikle ağır topraklarda daha iyi bir geçirgenlik ve havalanma sağlamaktadır. Ayrıca toprağın biyolojik aktivitesinin düzenlenmesini sağlamaktadır.
Ahır gübresinin bağlara 2-4 yılda bir 2-5 ton/da hesabıyla, çok yağış alan bölgeler dışında sonbahar döneminde, özellikle genç bağlarda ya omcaların etrafına açılan çukurlara, verim çağındaki bağlarda ise sıralar boyunca, en az 15-20 cm derinliğe verilerek karıştırılması önerilmektedir. Bunun yanında verilecek gübre miktarı ve verilme şekli; toprak tekstürü, toprağın organik madde içeriği ve toprak nemi ile yakından ilgilidir.
Ahır gübresinin bulunmadığı veya yeterli olmadığı durumlarda toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini düzelterek daha verimli hale gelmesi için yeşil gübreleme yapılır. Bu amaçla bazı baklagil bitkilerinin gelişmelerinin belli devrelerinde toprak altına gömülmesine yeşil gübreleme denir.
Yeşil gübre bitkileri yaklaşık olarak % 10 çiçeklendikleri dönemde pullukla sürülerek toprağa gömülür ve toprakta çürümeleri sağlanır.
Bağlarda yeşil gübreleme iki şekilde uygulanır:
1)Yeşil gübre bitkisinin alt bitki olarak yetiştirilmesi Bu şekilde yeşil gübreleme daha çok yeni kurulan bağlarda, kuruluşundan itibaren 4 yıl süre ile uygulanır. Bunun uygulanmasında her yıl omcaların iki yanında en az 25 er cmlik boş kısımlar bırakılarak yeşil gübrenin ekimi yapılır.
2)Yeşil gübre bitkilerinin bağda yaprak dökümünden sonra esas bitki olarak yetiştirilmesi Bu da sonbahar yeşil gübrelemesi ve kış yeşil gübrelemesi olarak iki şekilde uygulanır. Sonbahar yeşil gübrelemesinde, tohum ekimi Ağustos başında yapılır ve ilkbahardan önce bitki toprağa gömülür. Kış yeşil gübrelemesinde ise tohum ekimi Eylül başında yapılır, ilkbaharda toprak altına gömülür.
Sulamanın yapılmadığı ve yağış etmeninin de çok uygun bir durumda bulunmadığı hallerde, sonbahar yeşil gübrelemesi daima kış yeşil gübrelemesine tercih edilmelidir.
Yazlık fiğ, yeşil gübre olarak kullanılacaksa dekara 15 kg, acı bakla 20 kg, kolza 2 kg ve sarı hardaldan 2,5 kg ekilmelidir.
Bağlarda Mineral Gübreleme
Asma, topraktan her yıl belli miktarda makro ve mikro mineral besin elementlerini alarak; büyümesini, gelişmesini ve ürün verimini devam ettirir. Asma uzun yıllık bir bitkidir. Ürün veriminin sürekli ve sağlıklı olması için asmanın her yıl topraktan kaldırdığı mineral besin elementlerinin gübreleme ile toprağa geri verilmesi gerekir.
Bu yapılmadığı takdirde, ürün veriminde ve kalitesinde bir azalma söz konusu olur.
Bağ toprağına asmanın ihtiyacı olan besin elementlerini verebilmek için asmanın topraktan kaldırdığı besin maddeleri miktarı ile, asmanın yetiştiği toprağın besin elementleri içeriğinin bilinmesi gerekmektedir.
Yeni kurulmuş bağlarda, genç omcaların iyi gelişmiş bir kök sistemine sahip olabilmesi için, etkili bir azotlu gübrelemeye ihtiyaç vardır. Bir omcanın aylık olarak gereksinim duyduğu azot miktarı ortalama 3 gramdır.
Azotlu gübrelemede amaç, verilen gübreden asmanın en iyi şekilde yararlanmasını sağlamak olduğundan, gübreleme kış yağışlarından sonra yapılacaksa, gübrenin sulanan bağlarda sulama hattına, sulama yapılmayan bağlarda ise çizilere verilmesi gerekir. Kumlu topraklarda, zayıf gelişme gösteren bağlarda ve genç bağlarda gübre omca gövdesine yaklaşık 90 cm uzaklıktaki alan içine verilmelidir.
Fazla azot, bağlarda meyve tutumunu azaltır, tersine vejetatif gelişmeyi artırır. Bu da dolaylı olarak verimin azalmasına ve salkımlarda hastalık ve böcek zararının artmasına yol açar. Damla sulama sistemiyle sulanan bağlarda, azot eğer sulama sistemiyle birlikte veriliyorsa, sıkça noksanlığı görülmektedir. Bunu önlemek için bağlara aylık uygulamalarla yıllık toplam 30-50 kg ha-1 azot verilmesi ya da 30 ppm lik azotun sürekli şekilde sulama sistemine verilmesi ile başarılı sonuçlar elde edilmektedir (Robinson 1992).
Asmaların fosfor ihtiyacı, azot ve potasyuma göre daha düşük düzeydedir.
Potasyum, asmanın en fazla ihtiyaç duyduğu ve topraktan en fazla kaldırdığı bitki besin elementidir. Killi topraklarda potasyum daha fazla tutulduğu için yağışlarla veya sulamalarla yavaş yıkanır. Ancak kumlu topraklarda tutunması iyi olmadığından, potasyum noksanlığı özellikle bu tip topraklarda görülür. Potasyumlu gübrelerin de fosforlu gübreler gibi, mutlaka kök bölgesinin yakınına verilmesi gerekir.
BAĞLARDA MİKRO ELEMENT NOKSANLIKLARI,
Besin elementlerinin topraktaki eksikliği daha çok elverişsiz toprak koşulları nedeniyle alınamaz forma dönüşmelerinden kaynaklanmaktadır. Çinko, bakır ve mangan noksanlıkları yaprak gübrelemesiyle giderilebilir. Çinko, meyve tutumundaki rolünden dolayı çiçeklenme öncesi uygulanmalıdır. Mangan ve bakır ise daha geniş bir uygulama dönemine sahiptir. Bor da gereksinim duyulduğu koşullarda boraks şeklinde, ya da bor çözeltisi olarak yapraktan verilebilir. Diğer mikro besin elementleri de yapraktan püskürtme şeklinde uygulanabilir.
Bağlarda besin ihtiyacının belirlenmesi
Bağlarda ihtiyaç duyulan besin maddelerinin uygun şekilde ilavesi için yararlanılan başlıca yöntemler aşağıda verilmiştir:
Tarla denemeleri
Belirtilerin tanımlanması
Toprak analizleri
Bitki analizleri
ASMALARDA BESİN MADDESİ NOKSANLIĞINDA GÖRÜLEN BELİRTİLER
AZOT: Asmalarda azot noksanlığının en tipik belirtisi, sürgün gelişmesinin yavaşlaması, meydana gelen sürgünlerin zayıf ve kısa kalması, öncelikle yaşlı yaprakların ve diğer yeşil aksamın sararmasıdır. Aynı zamanda yaprak sayısı da azalır ve meydana gelen yapraklar normalden çok küçük kalırlar, yaprak sapları kızarır. Ayrıca azot noksanlığı nedeniyle sararan yapraklar eksiklik giderilmediği takdirde zamanından önce dökülürler. Yaşlı yapraklarda belirtiler görüldükten sonra, noksanlık giderilmezse genç yapraklarda sararmaya başlar ve noksanlığın sürekli ve şiddetli olduğu durumlarda, asma bütün yaprak sistemini kaybedebilir. Azot noksanlığı omcalarda çiçek ve meyve tutumunun azalmasına, meyve kalitesinin düşmesine neden olur.Azot noksanlığının meyvenin kalitesi üzerine yapmış olduğu en önemli etki meyvede şeker miktarını düşürmesidir.Azot fazlalığı da asmanın gelişmesini olumsuz yönde etkiler. Fazlalığı çok kuvvetli bir vejetatif gelişmeye, bunun sonucunda da meyve tutumunun ve tomurcuk verimliliğinin azalmasına, sürgünlerde yassılaşma ve boğum aralarının normalden uzun olmasına yol açar. Ayrıca primer tomurcuk nekrozu, kış gözü içindeki primer tomurcuğun ölmesine neden olur. Bu da verimin azalması demektir. Azot fazlalığı tanelerin buruşmasına sebep olur.
FOSFOR: Fosfor noksanlığı da asmada vejetatif ve generatif gelişmenin zayıflamasına yol açar. Bu durumda sürgün ve yaprak sayısı çok azalır ve yapraklarda tipik renk değişiklikleri görülür. Yapraklar önce mat yeşil bir renk alır, daha sonra ise yapraklarda sararma, kırmızı renk teşekkülü ve bronzlaşma görülür. Yapraklar çiçeklenmeden önceki dönemde dökülürler. Fosfor noksanlığı da azot noksanlığında olduğu gibi önce yaşlı yapraklarda görülür. Fosfor noksanlığı aynı zamanda asmada meyve tutumunu azaltmakta ve olgunluğu geciktirmektedir. Fosfor noksanlığında ortaya çıkan önemli belirtilerden biriside asmanın kök sisteminin zayıflamasıdır.
POTASYUM: Potasyum noksanlığının şidetli olduğu durumlarda, asmada sürgün gelişimi büyük ölçüde engellenmekte ve çiçeklenmeden önce bütün yapraklarda noksanlık belirtileri görülmektedir. Yine yapraklar henüz olgunlaşmadan dökülmektedirler. Potasyum noksanlığı nedeniyle yapraklarını kaybeden omcalarda, ürünün normal rengini alamadığı ve olgunlaşamadığı görülür. Şiddetli potasyum noksanlığı çeken omcalarda, az sayıda, küçük ve sık salkımlar üzerinde birörnek bir renk kazanamamış,küçük tanelere rastlanır. Noksanlık şıra miktarının azalmasına ve asit oranının artmasına da neden olmaktadır. Yapraklarda potasyum noksanlığının belirtileri yaz başlarında ortaya çıkar ve ilk olarak tipik bir şekilde sürgünlerin orta kısmındaki yapraklarda görülür. Bu yapraklar uçtan ve kenarlardan başlayarak sararır.
KALSİYUM: Noksanlık belirtileri genç yapraklardan başlar ve normal yeşil renklerini kaybeden ve noksanlığın şiddetli görüldüğü durumlarda, sümüklü böcek şeklinde kıvrılan yapraklar kısa sürede dökülürler. Bağlarda meyve tutumu azalırken, oluşan meyveler gevşek bir yapı kazanırlar ve şıranın tartarik asit kapsamı artar. Ayrıca asmada kök sisteminin gelişiminin tamamen durmasına neden olur.
MAGNEZYUM: Önce yaşlı yapraklardaki klorozla kendini gösterir. Kloroz yaprak uç ve kenarlarından başlar, birinci ve ikinci ana damarların arasına doğru ilerler. İleri aşamada, bu damarların kenarlarının yeşil kaldığı ve kloroza yakalanan kısımların hemen hemen krem beyazı bir renk aldığı görülür. Klorozun ileri aşamalarında ise yaprak kenarlarında yanıklar meydana gelmekte ve özelikle renkli çeşitlerde yanık bir hal alan kenar dokusunun hemen iç kısmında kırmızı bir sınır dokusu oluşmaktadır.
KÜKÜRT: Kükürt noksanlığının asmada sürgün ve yaprak sayısını azalttığı ve kloroza neden olduğu belirlenmiştir. Kloroz azot noksanlığında oluşan kloroza benzese de azot noksanlığının tersine önce genç yapraklarda görülmektedir.
DEMİR: Asmalarda demir noksanlığının karakteristik belirtisi klorozdur. Özellikle genç yapraklarda görülür. Demir klorozunda yapraklardaki en ince damarlar dahil, bütün yaprak damarlarının yeşil kalmasına karşılık, damarlar arasındaki renk değişerek açık yeşil veya sarıya döner. Bu durum ise yaprakların bir ağ görünümü almasına neden olur. Noksanlığın şiddetli olduğu durumlarda ise yapraklarda yırtılmalar görülebilir. Demir klorozu ayrıca asmada generatif gelişmeyide olumsuz etkileyerek, ürün kaybına neden olur.
ÇİNKO: İlk olarak sürgün uçlarında klorozla birlikte rozetleşme adı verilen küçük ve sık yaprak kümeciklerinin oluşumu ve sap cebinin genişlemesi ile kendini gösterir. Ayrıca tane tutumu azalır, salkımlar seyrek ve küçük taneli olur, ayrıca boncuklanma görülür.
MANGAN: Tipik noksanlık belirtisi yaşlı yaprakların damar aralarındaki klorozdur.
BAKIR: Bakır noksanlığının söz konusu olduğu durumlarda sürgün gelişimi yavaşlar,boğum araları kısalır,yapraklar küçülür ve renk açılmaya başlar. Bakır fazlalığının belirtileri ise; kireç fazlalığı ve demir eksikliğinden kaynaklanan kloroza benzer.
MOLİBDEN: Asmaların oldukça az miktarda gereksinim duyduğu molibdenin noksanlık belirtileri hakkında fazla bir bilgi mevcut değildir.
BOR: Bağlarda bor noksanlığının en önemli etkisi, çiçek tozu gelişimi ve çimlenmesinin engellenmesi sonucunda, meyve tutumunun büyük ölçüde azalmasıdır.
Yapraklardaki noksanlık belirtileri genellikle erken sürgün döneminde görülmeye başlar. İlk oluşan sürgünlerde boğum araları çok kısadır. Sürgünler üzerinde çok sayıda koltuk sürgünü oluşur. Omca adeta çalı görünümü alır. Noksanlığın ileri aşamalarında sürgün ucu kurur. Yine B noksanlığı, yaprakların normalden çok küçük kalmalarına ve yaprak kenarlarının aşağıya doğru bükülerek bombeli bir hal almasına neden olur. Bor noksanlığında da yapraklarda kloroz meydana gelir ve renk açılması başlangıçta ana damarlar arasında görülür. Şiddetli B noksanlığında noksanlık önce genç yapraklarda başladığından yukarıdan aşağı doğru yaprak dökümü görülür.Bor noksanlığının en tipik belirtilerini salkımlarda görmek mümkündür. Şiddetli noksanlık durumunda omcada ürün oluşmaz. Bazı salkımlarda yalnızca salkım iskeleti kalır. Bazen salkımlar üzerinde birkaç tane bulunabilir. Salkım üzerinde çok sayıda küçük ve çekirdeksiz tane bulunur. Bu taneler normal olarak oval veya uzun şekilli olsalar bile, noksanlık belirtileri görülenlerde yuvarlak ve biraz yassı şekillidirler. B noksanlığında ortaya çıkan bu boncuklanma olayı, küçük tanelerin olgunlaşmadan sert ve yeşil kalmalarına neden olan çinko noksanlığından farklıdır.
B fazlalığında ilk olarak yaşlı yaprakların kenarlarına yakın kısımlarında koyu kahverenkli, hatta siyah lekeler oluşur. Daha sonra bu lekeler iç kısımlara doğru ilerler ve yaprak kenarlarını içten kuşatır. Sürgünlerin aktif büyüme devresindeki B fazlalığı, yeni oluşan yaprakların kıvrılarak buruşmalarına neden olmaktadır.
Gübreleme Zamanı
Asmaların azota en fazla ihtiyaç duyduğu dönemler, ilkbaharda hızlı sürgün gelişme dönemi ve çiçeklenmeden hemen sonra,tanenin ilk hızlı büyüme devresidir. İlkbahar gelişmesi başladığında asmanın kök etki alanı içerisinde yeteri kadar azot bulunmalıdır. Azotlu gübrelerin uygulama zamanını genelde toprak tekstürü, yağış miktarı ile bağ alanlarına girilerek pratik olarak çalışılabilme durumu belirler.
Azotlu gübrelerin tamamı bir defada olmak üzere kış sonunda yada erken ilkbaharda uygulanabilir.Herhangi bir nedenle azotlu gübre uygulaması tomurcukların patlaması dönemine değin gecikmiş ise o zaman nitratlı gübrelerin uygulanması tercih edilmelidir.
Fosfor ve potasyum gibi toprakta oldukça yavaş çözünen ve değişime uğrayan besin elementlerini içeren gübreler,yılın her döneminde verilebilir.Ancak bu gübrelerin de mümkün olduğunca yağmur yada sulamaya yakın dönemlerde verilmesi,sözkonusu elementlerin kök bölgesine ulaşmasını kolaylaşıracaktır.Ürün çağındaki bağlarda fosforlu ve potaslı gübrelerin daha çok geç sonbaharda verilmesi önerilmektedir.
Bu elementler ,genç bağlarda omcalardan her iki yönde 50 cm uzaklıkta pullukla 20-40 cm derinliğinde açılan iki paralel çizinin tabanlarına;daha ileri yaşlardaki bağlarda ise sıraların ortasından açılan çizilere verilmelidir.
Bağlarda mikro elementlerden çinko, demir, bakır, bor ve mangan noksanlıkları çok sık görülür. Bu olgu anılan elementlerin noksanlıkları yanında elverişsiz toprak koşulları nedeniyle alınamaz şekle dönüşmelerinden de kaynaklanabilir. Mikro elementler toprağa uygulanmalarına göre daha çok püskürtülerek uygulanırlar. Çinko, meyve oluşum ve gelişimindeki rolü nedeniyle çiçeklenme öncesi uygulanmalıdır. Demir, mangan ve bakır daha geniş bir uygulama dönemine sahiptir. Bor da gereksinim duyulduğunda uygulanmalıdır.
Gübreleme ve Noksanlıkları ile İlgili Ayrıntılı Bilgi ve Resimler Genel Bağcılık CD sinde Mevcuttur
|